Thursday, March 9, 2017

Selam Can! Bugün sen oku diye buraya geldim!

Ne kadar uzun zaman olduysa o kadar pişman hissettim. Ama sen daha az uyuyordun. Ve çok daha fazla konuşuyordun. Seninle konuşacaklarım yaşayacaklarım, yazacaklarımdan çok daha fazlaydı. Kucağıma sığmadığın gibi ikimizi yazma fikri zamana sığmıyordu. Kocaman oldun. Kime göre neye göre? 5 yaşına göre belki 2 yaşına göre... Bilmiyorum ama büyüdün aklın kocaman kalbin kocaman. Sen artık benim dostum arkadaşım oldun. Anlatınca anlayan, fikrime fikrini ekleyen bişi oldun. Bundan sonra burada en azından 'kendini görmeni' ve okumanı sağlamayaca çalışacağım. Madem yıllar sonra buraya kadar yazdıklarım ve koyduklarım sana bişi ifade ediyor, o zaman bırakmak yok. 
Buradan devam. Seni seviyorum benim canım yavrum.







Saturday, August 16, 2014

Pigeon/Golden Gate/Let him free!

Kitaptaki pigeon SF'teki Bay Area Discovery Museum'da karşısına çıktı. Kucaklaştı sarıldı galiba onun gazıyla boru diil 1 yıl öncesini hatırlamaya çalışıorum bu pozları verdi.
http://www.baykidsmuseum.org bu arada okuyan falan varsa buyursun linki. Bir çocuğun en az 2 gününü harika geçirebileceği bir yer arıyorsanız ve yolunuz San Fran'a düşerse Golden Gate manzaralı bir çocuk müzesi..b






Lunaparkta dans! Ritmini yediğim insan!


Aradan kaynak fotolar!


Bunlar tam bugünün fotoları. Ben tekrar geriye dönüp ucundan kenarından kronolojik sıra yakalayabilirim. Ve sen falan okurken takip edebilirsin ama elimde bunlar hemen vardı ve koydum. Ve evet aşağıdaki haline bakınca tam bugünlerde yüzme dersleri aldığın ve su üstünde durmaktan öte bayağı yüzme insanı olmaya dönüşecek olduğun hissiyle yaşıyorum. So close :)




Ben şimdi tam olarak nerede doğdum anne?

Geçen yaz bir güzel Thassos tatili. Sonra da US/California Can doğduktan sonra ilk defa. Yani 4.5 sene sonra mı evet. Geçen yazsa evet. San Diego Zoo, Legoland, 16 saat uçuş ve sonra 8 saat araba yolculuğuyla da San Francisco... Şimdi bile tek cümle içinde bitmediği için yazarken geriliyorum. Ama hiç de öyle zorlu geçmedi. Süperdin beybi. Harika bir performans. Anavatanına gitmiş nerden aldığını bilmediğim o topraklarına dönen gurbetçinin özgüven hali... En çok da gittikten ve döndükten sonra hala süren hayaller ve gerçeklerle karışık macera anlatma hali... Onu orda görmüştük di mi anne? Gördüklerinin teyidi. Görmediklerinin de... Tahta merdivenli otel. Düğmesine basınca renkli mısır gevreği püskürten alet... Bu hafızada iz bırakan mini minik detaylar çok eminim Legoland'deki detaylarladan daha güçlü... 







Kamp kurmuş biri var anne evimizde! Kim? Bak köşedeki salyangoz.

Bi kere bu aşağıdaki fotoların üzerinden bir kış geçti. Ben kışın hemen başında bunları bir klasöre toplamış sonra da kendilerini nadasa bırakmışım. Bu nadasta neler oldu neler. Can okulun ikinci yılına gitti bitirdi. Bence harika bir yıl geçirdi. İlk seneyle ilgisi olmayan süper adapte falan. Sonra aralarda tatillere gidildi.. Hasta masta olundu ve ne mutlu bize ki, standart grip zor zibiller dışında bir sorun yaşanmadı. Çok tatlı ve ilk dev kutlamalı (1 yaş dışında) doğum günü yapıldı. Güliz ile tanışıldı. Çok güzel bir arkadaşlık kuruldu. Unutulmayan rutine giren ve özlenen ve aranan arkadaşlıklar kuruldu. Ohhoo daha neler. Ben bunu özet özet de olsa yakalar mıyım. Taahüt yok. Kendime de ortama da...








Üüff peki!

Kendimi dövmeyeyim dedim ne kadar zamandır yazmadığıma dair ama foto yüklemeyi bile nasıl yapacağımı unuttuğumu fark edince yuhhh dedim. 
Bu ÜFFF PEKİ ise sevgili Can'ın kendini nasıl ifade ettiğinin son hali. Kendi istemediklerinin aslında istense iyi olabileceğini fark ettiğinde, evet hayatta benden başkalarının da kuralları var ve galiba hepimiz kendi huzur ekosistemimizi kursak iyi olacak ayrımına vardığından beri yani 3 ay kadardır ÜF PEKİ diyor. Üf tarafıyla redderken en azından reddetim işte derken PEKİ tarafıyla yola ama her türlü yola çıkılabilecek harika bir yavru/evlat/arkadaş ve bir sürüleri daha olduğunu bana anlatıyor. Öyle çok evrilip duruyoruz ki, anlatamam. 








Sunday, August 4, 2013

walk like an egyptiannnnn!

Şu anda bakarken bile kendimden geçiyorum. İlk fotoda kostümlerini giymek üzereler. Ve hepsi gösteriye çıkacağı için aşır mutlu heyecanlı. Soldan saga: cem, berker, can ve lara! Bu arada bu fotoları ben çekmedim biri bana yolladı. O kimse öpücükler... Sonra Can tek başına pozunu vermiş ve sahnedeler! Harikaydı. Roz ve Desma'ya çok teşekkür. 






okulda spor günü!

aile boyu gidip her türlü spora maruz kaldık. mutluyuz gururluyuz! fotodaki de bişiden korkup kucağı atlama hareketi... mevzuuyu hatırlamıyorum ama kamer halinden pek memnun...

insanın arkadaşlarının olması ne güzel :)

Okuldan sonra harika bir grup kurulmuş oldu. Şimdilik tamamı erkeklerden oluşuyor ama hiç dert diil. Bir de biz süper anne zürafalar falan olduk. Valla kendime şaşıyorum. Pek de mutluyum resmen yeni arkadaşlarım oldu. :) Sen sonra büyüdüğünde bu blogu kendin okuyacaksın. İşte o yüzden arkadaşlarının adını yazıorum: Cem, Akın, Julian, Adrian, Berker, Mustafa ve Alp. Bu fotolarda olup unuttuklarım varsa sonra eklerim. Ama we love you all. 2 haftada bir playdate, uçurtma festivalleri neler neler :)











Fotodaki Can firavunu bulunuz!

Bu okuldaki gösteri öncesi bir warmup olsun. Devamı pek yakında!


ömer lokumu!

önce harika bir abi gibi davranıp konu legolara gelince hafif tepkisel yaklaşsan da ömer bize geldiğinde hepimiz bir mutlu oluyoruz. lokum gibi kendisi ve yemek istioruz. özledim yaa!





hello bodrum/gümüşlük!

Ben Bodrum'a en son seneleeeer önce gitmiştim. En az 12 sene kadar önce falan mı? Hadi 10 falan diyelim. Bir yandan da merak edemeyeceğim kadar çok adı geçiyor diye nötr halde duruyordum. Ama artık Naomicim oraya yerleşti ve pek de öyle hissetmiyorum. Artık önemsiyorum neler oluyor. Ve sonunda Naomi'ye gidebildik :) Hakan ve Naomi sen SF'te doğduğunda hep bizim yanımızdalardı. Ve ben hamileyken ve öncesinde özellikle Naomi'yle harika zamanlar geçirmiştik. Çok ilginç şimdi anlıyorum bana o şehri ve etrafı öyle güzel anlatmış ki, hiç turist gibi zaman geçirmeden o dönemi atlatmışım. 

Banu, Batu ile Naomi'ye gidiyor diye hoop bir bavul ve kendimizi Nisan'ın başında orda bulduk. İnsanlar güneşi yeni görmüş ve günlük giysileriyle kendilerini deniz kenarına attıklarında Gümüşlük yerlileriyle orda yerimizi almıştık. 
Bu tatilin özelliği ikimizin ilk kez tek başımıza otele yerleşip kalıyor olmasıydı. Bir nevi ikimizin başaşa çıktığı ilk tatil.

Bir yandan da saolsun Banus ve Batus bizimle hep süper vakit geçirme planlarıyla yanımızdalardı... Böylece Gümüşlük'ü sevdiğime karar verdiğim ancak bir kez daha yine Nisan'da falan gidebileceğimi düşündüğüm yer oldu. Henüz yerlileri ordayken.

Fotolarda ne kadar ilgi gördüğün ortada: Naomi omzundan taşırken Banus ayakkabılarını giydiriyor!