Wednesday, November 3, 2010

Balıkçı Hasan vs Nude Can.



29 ekimden sonraki gün parka gittik. Balıkçılar ağlarına bakım yapıyorlardı. Can çok sevdi. Filin hortumu sandı ağları... Gitti fil diye bağırdı. Ağlar kıpırdadılar cevap verdiler ona. Parkta filin hemen karşısındaki yerde toprağa saplanmış bir küçük Türk bayrağı vardı. Söküp aldı onu. Birden cumhuriyet kutlamalarına başladı. Bayrak elinde güvercinleri kovaladı. Gittiniz mi tarihin ezberlediğimiz sayfalarına. :) Neyse o günden bu yana birkaç değişiklikle haşır neşiriz. Bu evlat çıplak gezmek istiyor. Nude takılmak. Bez dahil hiç birşey olmasın diye suyla kendini ıslatıyor, banyoya girip banyo yapalım diyor. Kaka yaptım diyip onu soymamı sağladıktan sonra mümkün değil... Bir parça kılık giymeden saatleri geçirebilir. Üşümüyor mu? Giydirme çabalarımda katılırcasına ağlıyor. Şaşkınlık içindeyim. Geceleri de olur da çişi falan taşarsa kıyamet kopuyor yeniden giydirirken. Oh my!

kuru yapraklar ve parklar ve bahçeler







Yapraklar kurudu. Hava bazen buz bazen pastırma yazı. Eve tıkılmamak için direnç var. Her fırsatta park bahçe yaprak peşinde bitti bitiyor sonbahar. Biraz daha yazsam şiire bağlarım.

Tuesday, October 26, 2010

decoding II

lakoztoş eşittir salyangoz/hil eşittir fil/kotata eşittir çikolata/ hükü eşittir büsküvi/ şeker eşittir ne alakaysa taş/ puka eşittir serhan bolon eşittir balon/ donduş eşittir dondurma...unuttum ya bişiler daha vardı. olsun bunnar da kayda girdi.

Saturday, October 23, 2010

Ordan burdan II



Ordan burdan...





Telefonda kalanlar oraya buraya gidince çekilenler. Durduğu yerde durmasın blogta arşivlensin denenler...Huha dev adam günlerinden kalanlar. Hepiciği bu postta.

Wednesday, October 20, 2010

ben.






elini göbeğinin biraz üstüne yapıştırıp 'ben' diyor iki gündür. kim sallanmak istiyor: ben. sen mi? diyorum. ben ile sen arası kesin çok karışık. anlat desen ben bile zor anlatırım. birinci tekil falan öss'ye yamanan dilbilgileri. kireçburnu parkının hemen karşısında üzümlü paskalya çöreği ve gerçekten tahinli olan tahinli çöreğiyle kireçburnu fırınına uğradık. biraz hamurişi hamurdandık. sonra sallandık. serus salladı uçurdu. bir kızla tanıştık, can kıza fena kapıldı. peşinde koşarken düşürdü bile bebeği. sanki birşey daha yazacaktm da unuttum. neyse.

Monday, October 18, 2010

Hayatımdaki sol elli 'Serhan' modeli...






Serhan okuldan geldiğinde yere yatıp bütün ödevlerini defterin içine nerdeyse bu kadar düşerek yapardı. Ders ve defterlerle aramda hem fiziksel hem psikolojik mesafe olan ben kıskanırdım inceden. Hem ödev yapmak için onun kadar acele etmezdim hem de öyle yapışmazdım defterlere. Can da bir Serhan vakasi olur mu bilmem ama sol eline yapıştırdığı kalemle böyle kitaplara defterlere öyle bir düşüyor ki, genlerin etkisini şaşkınlıkla izliyorum.